Blog Sayfasına Git

İçten Gelen Güzellik; Işıltılı ve Sağlıklı Bir Cilt İçin 8 İpucu

İçten gelen güzellik; ışıltılı ve sağlıklı bir cilt için 8 ipucu

Yaklaşık 1,6 ila 2 metrekare boyutuyla derimiz, en büyük organımızdır. Aynı zamanda çok yönlü ve komplike olan organların da başında gelir. Cildimiz bizi dış dünyadan korur ama en önemlisi de bağırsakların, akciğerlerin ve böbreklerin işlevini destekler. Üstelik ruhumuzun bir aynasıdır, yaşam tarzımızı, alışkanlıklarımızı ve diyetimizi de yansıtır.

Cilt tipinize uygun makyaj malzemelerini tercih etmek, su bazlı ürünler kullanmak, yaz kış fark etmeksizin güneş ışınlarına karşı güneş koruyucu krem sürmek, cilt bakımı rutinini aksatmamak sağlık bir cilde sahip olmanıza yardımcı olabilir. Peki, yediklerimizin cildimiz üzerinde bu kadar domine edici bir gücünün olması şaşırtıcı değil mi?

Örneğin şekerin neden kırışıklıklara neden olduğunu ve sağlıklı bir bağırsağın neden cilt sağlığı için önemli bir kriter olduğunu biliyor muydunuz? Diyetimiz ve yaşam tarzımız cildimizi düşündüğümüzden daha fazla etkiler. Bu blog yazımızda herkesin bilmediği ve güzelliğin içten gelen 8 sırrını yani cilt sağlığı için izlemeniz gereken yol haritasını açığa çıkarıyoruz.

Gıdalar, gerçekten de güzel bir cilde yardımcı oluyor

Cildimiz karmaşık ve kusursuz bir mekanizmadır. Bu nedenle diyetimiz yani tükettiğimiz besinler, cildimizin durumunu en az dış bakım kadar etkiler. Özellikle de sebzeler meyveler, içerdiği yüksek besleyici bileşenler ile cilt sağlığı için gerçek bir mucizedir.

Çilek, lahana ve şifalı bitkilerde birçok antioksidan vardır. Bunlar, serbest radikaller olarak adlandırılan agresif oksijen moleküllerini engeller. aze meyve ve kuruyemişler de gerçek güzellik gıdalarıdır çünkü C vitamini, çinko ve selenyum, cilt hücrelerimizin oluşumunu içeriden destekler.

Dolayısıyla sağlıklı bir cilde sahip olmak için mutlaka besin listesinde sebzeler meyveler yer almalıdır.  Sonuç olarak cilt sağlığı için gerekli alt yapının oluşmasına yardımcı olan ürünleri tüketin.

Şeker, cilt için azılı bir düşmana dönüşebilir

Şekerin, cildinizi yaşlı gösterdiğini biliyor muydunuz? Dermatologlara göre, şeker “glikasyon” suçlulardan biridir. Basitçe söylemek gerekirse şeker molekülleri cildimizdeki kolajen lifleriyle reaksiyona girer.

Aşırı şeker tüketimi dokularımızı sertleştirir, cilt yapısına zarar verir. Sonuç olarak bu durum ciltte erken yaşlanmaya yol açabilir. Ne sıklıkta ve ne kadar şeker yediğimize bağlı olarak glikasyonu zayıflatabiliriz.

Bunun önüne geçebilmek içinse günlük aldığımız şeker miktarını azaltmakta fayda var. Özellikle işlenmiş gıdalardaki yapay şeker ve tatlandırıcılardan olabildiğince uzak durmalısınız.

Sivilcenin nedeni derinlerde yatıyor

Bilim adamları, cilt sorunlarının rahatsız edici bir bağırsak florası ile ilişkili olduğunu buldular. Siyah nokta sorunu olan, akneli ve sivilceli cilde sahip 13.000’den fazla katılımcının yer aldığı bir çalışmada, ortalamanın üzerinde çok sayıda kişi, bağırsak sorunlarından şikâyet etti. Bu şu demek; bağırsak floranızı iyileştirirseniz yalnızca bağırsak işleviniz değil, cilt sağlığınız da iyileşir.

Doğru beslenme ile bağırsak floranızın yeniden dengeye gelmesine yardımcı olabilirsiniz. Sağlıklı bir bağırsak florası ile akne oluşumuna savaş açabilir ve daha iyi görünen bir cilt için derinizi içten destekleyebilirsiniz. Bunun için rafine karbonhidratlar, süt ürünleri, bitkisel yağlar ve yüksek lifli gıdalardan oluşan bir beslenme listesi oluşturun ve bu ürünleri tüketin. Tüm bunlara ek olarak sivilceler ciltteki yağ miktarının yükselmesine bağlı olarak arttığından yağsız nemlendiricileri kullanmakta da büyük yarar var.

Su, düşündüğünüzden daha önemli!

Hücrelerimiz yaklaşık yüzde 60 sudan oluşur. Araştırmacılar yakın zamanda iki bardak su içtikten sonra cildin kan dolaşımının daha iyi olduğunu ve sadece 30 dakika sonra bile oksijen ve besinlerle daha iyi beslendiğini kanıtladı.

Dolayısıyla günde en az iki litre su içmek çok ama çok önemli. Hatta gün içinde ılık su tüketimine başlayarak cildin nem dengesini sağlamaya yardımcı olunabilir. Yeteri kadar su tükettikçe cildin ihtiyaç duyduğu nem sağlanacağında derideki pul pul görünüm de giderek azalacaktır. Bizce bunu sağlıklı cilt ve vücut için yapabilirsiniz…

Cildin içten bir bahar temizliğine ihtiyacı olabilir

Cilt hücrelerimiz, toksinler metabolizmalarını rahatsız etmediği takdirde en iyi şekilde çalışır. Vücudumuzda bu görevden ise karaciğer sorumludur. Detoksifikasyon işini yapabilmek için yeterli su ve doğru beslenme organı destekler.

Şeker, sağlıksız yağlar ve beyaz un detoksifikasyon işlevinizi engeller. Dolayısıyla karaciğere bir bahar temizliği yaptırmak için detoksifikasyon işlevinizi sekteye uğratacak besinlerin diyet listenizden çıkarmanın tam zamanı!

Zamanı durduramıyorsanız etkilerini durdurun

Cilt metabolizmamız, beslenmemizdeki çeşitli önemli besinlere bağlıdır. Örneğin; biotin (H vitamini), niasin (B3 vitamini) ve B2 vitamini, normal cildin korunmasına katkıda bulunur. Aynı şekilde eser elementler iyot ve çinko da cilt metabolizması için olmazsa olmazdır. Doğal metabolik süreçler aynı zamanda stres veya UV ışınlarına yüksek düzeyde maruz kalma, ciltte hücre fonksiyonlarını bozan serbest radikaller üretir.

Antioksidanlar ise cilt hücrelerini ve önemli besinleri serbest radikal saldırılarından korur. Örneğin, C vitamini, E vitamini ve selenyum, hücrelerin oksidatif stresten korunmasına yardımcı olur. Yeterli içme, besin alışverişini kolaylaştırır, cilt daha sıkı ve sağlıklı görünür.

Uykudan gelen güzellik diye bir şey vardır!

Biz uyurken metabolizmamız ve hücre bölünmemiz tüm hızıyla çalışır. Vücudumuz, diğer şeylerin yanı sıra, cildimizin gece onarım mekanizmasını destekleyen melatonin ve somatropin üretir. Bu nedenle iyi uyumak, cildimiz için de önemlidir.

Yetişkin bir insanın günde ortalama en az 7 saat uyuması önerilir. Ancak gece 3’te uyuyup öğlen kalkmak doğru bir yaklaşım değildir. Daha erken saatlerde uyuyup daha erken saatlerde kalmak hem cilt hem de günü verimli kullanmak için oldukça idealdir.

Cilt bariyerini stabilize edin

Bağırsaklarımız gibi cildimizin de kendi mikrobiyomu vardır ve binlerce farklı bakteriden oluşur. Ancak bu bakterilerin hepsi kötü değildir. Bakteri topluluğu dengede olduğunda, faydalı olanlar kötüleri kontrol altında tutarak sağlıklı bir cilt elde edilmesini sağlar.

Cilt floramız da bağışıklık sistemimiz ve bağırsak floramızla canlı bir alışveriş içindedir. Zaten birçok savunma reaksiyonu bağırsaklarımızda olduğu kadar dış koruyucu kabuğumuzda da gerçekleşir. Bağışıklık sistemi ve bağırsaklar dengede ise bu da cilt floramızı olumlu etkiler. Özet olarak şunu söyleyebiliriz ki, içten ne kadar sağlıklıysak dıştan da o kadar güzeliz!