Blog Sayfasına Git

Kronik Yorgunluğun Kalıcı Çözümü; Alışkanlıklarını ve Alıştıklarınızı Değiştirmek

Kronik yorgunluğun kalıcı çözümü; alışkanlıklarını ve alıştıklarınızı değiştirmek

Kimi zaman mevsim geçişleri, kimi zaman hayatın içindeki sert geçişler… Sebebi ne olursa olsun geçmeyen halsizlik ve yorgunluk hissinin arkasında kesinlikle başka sebepler vardır. Bazı insanlar saatlerce uyuyup uyandığında bile yorgunluktan şikâyet edebilir, hiçbir şey yapmadığını bir günün sonunda kronik yorgunlukla yüzleşmek zorunda kalabilir.

Sürekli yorgun hissetmek, nefes alma kalitesinin düşmesi, motivasyon kaybı, dikkat eksikliği gibi şikayetleriniz varsabu durum çoğu zaman yaşam kalitenizi ciddi anlamda etkileyebilir. Her ne kadar bu durumu tolere ediyor olsak bile uzun süren kronik yorgunluk hem bir sağlık problemine de hem de yanlış alışkanlıklara işaret ediyor olabilir.

Peki, bu durumda ne yapılmalı? Halsizlik ve yorgunluk durumunun kronik bir hal alması, hayatınızda bir şeylerin ters gittiğine dair güçlü bir ipucuysa bu durumda nasıl bir yol izlenmeli? Saatlerce uyumak veya dinlenmek, hatta hiçbir şey yapmadan bir günü geçirmek kesinlikle geçmeyen yorgunlukların kalıcı bir çözüm olamaz. Öncelikle bunu kabul etmeli ve rutinlerinizi gözden geçirmelisiniz.

Gereğinden fazla uyuyup vücudun hantallaşmasına izin mi veriyor, sağlığınız için gerekli olan fiziksel aktiviteleri yerine getirmeyi göz ardı mı ediyorsunuz? Zinde bir vücudun başlangıç noktası olan sağlıklı beslenme konusunda ne kadar iyisiniz? Mental sağlığınızı korumak yerine ona zarar verecek bazı yanlış alışkanlıklara örneğin, uzun süre bilgisayar veya telefon kullanımına kendinizi fazla mı kaptırdınız?

Tüm bu sorulara dürüstçe cevap verdiğinizde ilk adımı atmak çok daha kolay olacak. Sorunun daha da kronikleşmesinin önüne geçmek, hayata yeni bir yön vermek, yaşam tarzını iyileştirmek, geçmeyen yorgunluğu kapının dışına almak için harekete geçmek gerekir. İşte, geçmeyen halsizlik ve yorgunluk sorununa çözüm olacak bazı ipuçları…

Yorgunluk bir acil durum sinyali olabilir!

Sürekli halsizlik ve yorgunluk çekmek, en küçük işleri yapmak için bile kendini yeteri kadar enerjik hissetmemek ve gerekli gücü kendinde bulamamak… Bu senaryo size bir yerden tanıdık geliyorsa yalnız değilsiniz. Dünya üzerinden binlerce kişi, kronik yorgunlukla baş ediyor. Ancak bu durum, yorgunluğu kabullenmek, hatta arka planda bununla yaşamaya alışmak için bir neden değil. Hepimizin sıklıkla gözden kaçırdığı bazı halsizlik ve yorgunluk nedenleri vardır. İpuçlarının peşine düşersen, enerjini kolayca geri alabilirsin.

Bu noktada halsizlik ve yorgunluğun anatomisini iyi bilmek gerekiyor. Çünkü sağlıklı yorgunluk kötü bir şey değildir aksine bize dinlenme veya uyku zamanının geldiğini bildirir. Söz konusu kronik yorgunluk olduğunda ise bu durum vücuttan bir şeyleri kaçırdığımızın bir işaretidir. Yeterli uykuya rağmen dinlenmiş hissetmiyorsak, vücudumuz bize bir şeylerin yanlış olduğuna dair bir sinyal vermek ister.

Yorgun hissetmemizden veya enerjiye sahip olmamızdan çeşitli faktörler sorumludur: Mikro besinlerin yetersiz temini, yetersiz uyku, egzersiz azlığı ve kişinin günlük stres seviyesi bu durumun arkasındaki temel nedenler olabilir. İlerleyen evrelerde ise kalp hastalıklarından sindirim problemlerine kadar daha büyük sorunların da sinyali olarak yorumlanabilir.  Dolayısıyla kişi kendinde gözlemlediği kronik yorgunluk belirtilerini iyi gözlemlemeli ve yorgunluk tedavisi için hızlı bir şekilde harekete geçmelidir.

Stres, yorgunluğun sonucu değil sebebi olabilir

Birçok kişi yorgun olduğu için stresli olduğunu düşünebilir ancak geçmeyen yorgunluk ve halsizliklerin arkasında genellikle stres vardır. Yani stres, yorgunluğun sadece bir sonucu değil bir sebebi de olabilir. Hatta bu anlamda bir kısır döngü yaratır; kişi yorgunluğu arttıkça strese girer, stresi artıkça yorgunluğu aynı paralellikte artar. Aslına bakılırsa vücudumuz bir mucizedir ve stresle başa çıkmak için tasarlanmıştır. Ancak vücudun hazır olmadığı faktör; telaş, gürültü veya günlük e-posta bombardımanından kaynaklanan sürekli stres ile harmanlanmış yaşam tarzıdır.

Adrenal bezlerimiz, vücudun stresli durumlarla başa çıkmasına yardımcı olur. Stresli olduğumuzda stres hormonu kortizol salgılarlar. Hücrelerde depolanan besinler, vücuda enerji sağlamak için yıldırım hızında şekere dönüştürülür. Adrenal bezler uzun süreli stres nedeniyle ara vermez ise vücudun diğer bedensel işlevleri için yeterli enerjisi kalmaz. Yorgun hissettiğimizde konsantre olmakta zorlanırız üstelik sindirim ve bağışıklık sistemi gibi diğer işlevlerimiz de kapanır. Kalıcı stres durumunda ise vücudun stresle daha iyi başa çıkabilmesi için iyi bir mikro besin kaynağı sağlamak çok önemlidir.

Kronik yorgunluğun belirtilerini biliyor musunuz?

Kişinin yaşam kalitesini doğrudan etkileyen kronik yorgunluk belirtileri, günlük hayatı zorlaştırarak yaşanmaz hale getirebilir. En tipik belirtisi olan halsizliğe boğaz ve kas ağlarıları, eklem ağrıları, saç dökülmesi, tırnak kırılması, uykusuzluk ve depresyon gibi semtoplar da eşlik edebilir. Bu noktada halsizlik ve bitkinliği nötralize edebilmek için yorgunluğa sebep olan faktörleri bulmak ve yaşam tarzı üzerinde değişiklikler yapmak etkili olabilmektedir.

Doğru besin, yüksek enerji demektir

Enerji aşkına! Yorgunluğunuza iyi gelecek itici gücü enerji oluşturur, enerjinin kaynağını ise doğru besinler… Doğru besin alımı başta olmak üzere kişiler yaşam tarzlarını değiştirmezse bireyler kendilerini yorgun hisssetmeye ve enerji olarak yaşamlarını optimum seviyede yürütümeye devam eder. Enerji üretimi için ön koşul, yiyeceklerle birlikte aldığımız maddelerdir. C, B1, B2, B6 ve B12 vitaminleri, pantotenik asit, biotin, demir, iyot, magnezyum, bakır ve demir normal enerji oluşum metabolizmasına katkıda bulunur.

Sürekli yorgun ve halsiz hissediyorsak, bu mikro besinlerden yoksun olduğumuzun bir işareti olabilir. İdeal olarak, strese karşı dirençli kalmak ve günü enerji dolu geçirmek için vücudumuza her gün ihtiyaç duyduğu besinleri sağlamalıyız. Ancak yanlış gıdaları tüketirsek vücut açık verebilir. Uzmanlar bu konuda çeşitli, dengeli bir diyetin temeli olarak günlük beş porsiyon sebze ve meyvenin yanı sıra tam tahıllar, kuruyemişler ve baklagiller öneriyor. Böyle sağlıklı bir diyet, bize vitaminler ve eser elementler gibi mikro besinleri yeterli miktarlarda sağlar ve yorgunluğun nedenlerini büyük oranda ortadan kaldırır.

Dolayısıyla kişilerin beslenme rutinlerini bu şekilde değiştirmesi, diyet programlarını Akdeniz beslenme tipini benimsemesi, yağlı ve işlenmiş gıdalar yerine doğanın armağanlarını tercih etmek halsizlik ve yorgunluk gibi kronikleşmiş sorunları minimize edebilir.

Yaşamın kaynağı su aynı zamanda enerjinin de kaynağı

Yeterli su içmek, vücut için enerji üretmek adına önemli bir faktördür. Vücudumuzda her gün gerçekleşen çok sayıda metabolik süreç suya ihtiyaç duyar. Susuz kaldığımızda kanımız kalınlaşır ve vücudumuz oksijen ve besinlerle daha az beslenir. Alman Beslenme Derneği (DGE) bir kılavuz olarak günde en az 1,5 litre su öneriyor. Üstelik ağırlığınıza, yükünüze ve sıcaklığa bağlı olarak daha fazla suya ihtiyacınız olacak. Dolayısıyla yetişkin bir bireyin ortalama 2 ila 2,5 litre su içmesi ideal ölçü olarak kabul ediliyor. Eğer yeterli seviyede su içmeyi alışkanlık haline getirebilirseniz yorgunluğa sebep olan bir faktörü de hayatınızdan çıkardınız demektir.

Uyku alışkanlığınızı iyileştirin

Halsizlik ve yorgunluk söz konusu olduğunda en etkili yöntemlerden biri de uyku alışkanlığının iyileştirilmesidir. Bütün gün uyumak, kronik yorgunluğa iyi gelmez aksine vücudun biyolojik ritminin bozulmasına ve kişinin daha da hantallaşmasına yol açar. Bunu engellemek içinse uyku rutininde yapılacak bazı değişiklikler vardır. Öncelikle kişinin vücudunu oluşturacağı yeni uyku düzenine alıştırması gerekir. Bunun için her gece aynı saatte uyumaya ve her sabah aynı saatte uyanmaya özen gösterilmelidir. Ne çok erken ne de geç saatte uyumalı ve yeterli uyku saati olan 8 saati geçmemeye dikkat edilmelidir.

Uykudan önce tüketilen besinler de uyku kalitesinin iyileştirilmesinde belirleyici bir rol üstlenir. Örneğin uyku öncesinde kalorisi yüksek ve ağır yiyecekler tüketmek sindirim sisteminin fonksiyonlarını etkileyeceğinden uykuya da olumsuz yansımaları olur. Buna ek olarak uyku öncesinde alkol veya kafeinli içeceklerden tüketmek de uykuya dalmaya zorlaştıracağından kesinlikle uzak durulmalıdır.

Güneşle kucaklamanın zamanı geldi

Yaz geldiğine göre güneşin enerjisinden de daha fazla yararlanmanın zamanı gelmiş demektir. Ancak güneşin insan vücuduna yararlı olduğu saatleri seçmek ve bu saatler aralığında güneş koruyucu olmadan güneşlenmelidir. Bu noktada halsizlik ve yorgunluğa iyi gelmesi açısından Güneş ışınlarının dik geldiği 11.00- 15.00 saatleri arasında 20 dakika boyunca güneşlenilebilir.

Spor olmadan olmaz!

Spor yapmak hem endorfin hormonu salgılayarak kişinin kendini daha iyi hissetmesini sağlarken hem de enerji ve hareket isteğini artırır. Halsizlik ve yorgunluk çeken biri için en etkili yöntemlerden biri hayatına sporu dahil etmesidir. Bu noktada özellikle de güneş ışığından yararlanılarak yapılan spor ve fiziksel aktivite ile kişinin kendini daha zinde ve enerjik hissetmesi mümkündür.

Sosyalleşmekten kaçınmayın

Halsizlik ve yorgunluk çeken kişilerin en büyük problemi de kendini eve kapatmasıdır. Kendini hiçbir şey yapmak için iyi hissetmeyen kişiler, sosyal çevresinden uzaklaşarak kronik yorgunluğun derinleşmesine yol açar. Oysa sosyalleşmek için çaba sarf etmek, konfor alanının dışına çıkmak ve dört duvara sığdırılan hayatı dışarıya taşımak yorgunluğa sebep olan birçok faktörü ortadan kaldırabilir. Aynı zamanda kişinin sevdikleriyle bir araya gelmesi ruh halinde gözle görülür bir iyileşme de sağlayabilir.

Kan ve vitamin değerlerini kontrol ettirin

Kişinin kendini yorgun hissetmesinin arkasında kan ve vitamin değerlerinin düşük olması yatabilir. Özellikle de kansızlık, B12, demir ve D vitamini eksikliği kişide halsizlik ve yorgunluk gibi sorunlara yol açabilir. Eğer kişi kendini sürekli olarak halsiz, bitkin, yorgun ve enerjisi düşük hissediyorsa mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Yapılacak tetkikler sonucunda herhangi bir eksiklik söz konusu ise uygun takviyelerin alımı bu sorunu nötralize edebilir.

Mikro besin konsantresi ile yorgunlukla mücadeleye devam

Günlük koşturmaca içinde düzenli ve dengeli bir öğün yaratmak zor olabiliyor. Bu durum ise vitamin ve mineral eksikliğine ve haliyle kronik yorgunluğa yol açabilir. Yoğun bir günde ihtiyaç duyulan enerjiyi sağlamak ve yorgunluk karşısında itici güce ulaşmak için mikro besin konsantreleri devreye girebilir.

Yorgunluğu ve yorgunluğu azalttığı kanıtlanmış vitaminler ve eser elementler, mikro besinler olan folik asit, B12 vitamini, magnezyum, demir, niasin, B6 vitamini ve C vitaminidir. Normal enerji metabolizmasına katkıda bulunan ve performansımız için çok önemli olan bu maddeler için besin takviyelerinden yararlanılabilir. Eğer tüm bu planlama ve düzenlemeye rağmen hala yorgunluk geçmiyorsa bu durumda bir sağlık hizmetleri ile tedavi yöntemleri üzerinde durulmalıdır.