Blog Sayfasına Git

Vücutta Bir Korku İmparatorluğu; Stres

İnsanoğlunu fiziksel ve zihinsel olarak etkileyen en güçlü duygulardan biri de strestir. Kimi zaman zorlu kimi zaman rahatsız edici durumlarda beynin gönderdiği sinyallerle kişinin hissettiği bir gerilim hali olan stres, aynı zamanda bir vücut için bir uyarı mekanizmasıdır. Bir miktar stres, vücudun motivasyon kaynağı olsa da yoğun stres, yaşamı tehdit eden birçok hastalığın arkasındaki en sinsi faktör olabilir.

Stres, vücudumuz ele geçirdiğinde bize bazı uyarı sinyalleri gönderir. Hatta çoğu zaman bir şeyin eksik olduğunu biz fark etmeden önce yapar. Dolayısıyla vücudumuzu iyi tanımalı ve iyi dinlemeli, stres anında erkenden frene basmayı öğrenmeliyiz. Çoğu zaman stresi tolere eder günler, aylar ve hatta yıllarca göz ardı ederiz. Ancak stres, bir noktada stres sağlığımızı etkilemeye başlar. Bu noktada stresin vücudumuzdaki işaretlerini yeterince erken fark edersek, zamanında ona karşı önlemleri alabiliriz. En önemlisi de stresin vücudumuzda kurduğu korku imparatorluğuna bir son verebiliriz.

İlk çağda hayatta tutan stres, modern çağda hastalık sebebine dönüştü

Stres, vücudumuzun fiziksel ‘acil durum programının’ bir parçasıdır. Adrenal bezlerimiz stres hormonu olan kortizol salgılar, kalp hızlanır ve tansiyon yükselir. Şöyle ki, eskiden yaşamlarımız için varoluşsal bir öneme sahip olan; fırtınalar, hayvan saldırıları, yiyecek mücadelesi gibi durumlarda hayatta kalmayı sağlayan stres artık hayati önemini bu anlamda yitirdi. Artık daha farklı bir role sahip. Stres ile işlemeye başlayan hormon & kalp & tansiyon üçgeni, zor durumlarda ustalaşmamız gereken enerjileri serbest bırakmamızı sağlar. Çünkü bu tür akut stres hızla sona erer, kortizol seviyesi bir saat içinde normale döner ve artık bizi rahatsız etmez.

Sorun kronik bir hale gelen strestedir. Stres kalıcı hale geldiğinde sağlığımızı olumsuz etkiler. Kronik stres daha sonra sürekli gerginliğe, bitkinliğe ve bazen de tükenmişliğe yol açar. Sonra rezervlerimiz tükendiğinde veya tükenmeye yaklaştığında vücudumuz bize erken uyarılar gönderir. Çok farklı şekillerde ve semptomların arkasında yer alan stres, bazen bir sırt ağrısıyla bazen uykusuz biten gecelerde kendini belli eder.

Geçmeyen sırt ağrılarının sebebi, stres olabilir

Saatlerce sandalye üzerinde, bilgisayar karşısında oturmak, masa başında uzun vakitler geçirmek, sırt yükünü artıran fizikler işler yapmak. Sırtımız ağrıdığında sebep olarak bunları gösterebiliriz ya stres? Oysa yüksek düzeyde stres hormonları da ağrıya duyarlılığımızı artırır. Küçük uyaranlar bile ağrı olarak algılanabilir. Üstelik bu durum uzun süre devam ederse bir acı hafızası gelişir ve bu ağrı kalıcı olarak yerleşir. Ağrı ve stres bile benzer beyin bölgelerinde işlenir. Bu durumlarda tüm vücudu başarıyla yeniden uyumlu hale getirmek için yoga, otojenik eğitim ve meditasyon gibi stresti yönetebileceğiniz farklı yollar deneyebilir ve hem strese hem de ağrıya vücudun kontrolünün kimde olduğunu gösterebilirsiniz.

Peki, ya baş ağrısı?

Sırt ağrısına benzer şekilde stres hormonları baş ağrılarına karşı da duyarlılığımızı artırır. Bir de üstüne günlük hayatta yeterince su içmeyi de sıklıkla unuturuz. Vücudumuzun yüzde 70’inden fazlası sudan oluşur ve yetersiz su alırsak bu durum aynı zamanda kardiyovasküler sistemimizi ve beynimizi de etkiler. Sonuç olarak baş ağrılarına yol açabilir. Bu noktada baş ağrılarının ilk sinyallerini aldığınız anda bir bardak suyu yavaşça için. Hayata geçireceğiniz bu küçük ipucu genellikle semptomları iyileştirir.

Huzursuz bağırsaklar da stres kaynaklı olabilir

Gastrointestinal sistemimiz kortizole son derece duyarlıdır. Bugün, birçok araştırmacı, bağırsaklarımızın kanla beslenmediğini ancak stres altında kaldıklarını kanla beslendiklerini söylemektedir. Bunun sonucunda değişen bağırsak hareketleri ise ağrı ve kabızlığa yol açabilir. Hassasiyet veya alerji gibi başka bir neden yoksa, kalıcı stres de irritabl bağırsak sendromu için bir tetikleyici olarak kabul edilir.

Güzel bir uykuya hasret kalanlar burada mı?

Normalde geceleri stres hormonlarımız düşer, böylece dinlenebiliriz. Vücudumuzun stres tepkisi bunu önleyebilir. Kanımızda çok fazla kortizol varsa, sadece uykuya dalmakta zorluk çekmez, aynı zamanda gece boyunca uyumakta güçlük çekeriz. Çünkü uykunun başlaması için beyin sapında bulunan bir mekanizmanın harekete geçmesi gerekir. Bunun için de kaslardaki gerilimin azalması önemlidir. Ancak kortizal arttıkça kaslar daha da gerilir ve uyku mekanizması harekete geçmez. Sonuç, uykusuz geceler!

Bitmeyen iştah ve gitmeyen göbeğin suçlusu stres

Her zamanki gibi yemenize rağmen özellikle de karın bölgenizden kilo aldınız mı? Cevabınız evetse muhtemelen sebebi strestir. Çünkü kortizol metabolizmamızı da etkiler ve özellikle vücudun ortasında vücut yağının depolanmasına yol açar. Stres hormonları aynı zamanda yüksek kan şekeri ve insülin seviyelerinin kısır döngüsünü başlatır ve bu da nihayetinde isteklere yol açar. Tokken bile buzdolabının önünde kendimizi bulmamızla birlikte kilolar da kaçınılmaz olarak alınır.

Peki, ne yapmalıyız?

Sağlığınızın zaten çok fazla baskı altında olduğunu, hayatınızın giderek daha telaşlı hale geldiğini ve iş-yaşam dengenizin bozulduğunu hissediyor musunuz? Belirtileri tanımak, tükenmişlikten kaçınmak için doğru yönde atılan ilk adımdır. Eğer stresi yönetebilmeyi başarırsanız bu sorunları alt etmek kolaylaşır. Ancak tek başınıza baş edemezseniz de profesyonel destek almaktan çekinmeyin.